2005 yılında, ekşisözlük'teki çeşitli parfüm başlıklarında yazılarına rastladığım iki tatlı kullanıcıyla dostluk kurmuş, birbirimize parfüm tavsiyeleri vermeye ve aramızda parfüm yorumlamaya başlamıştık. En sevdiğim parfümlerden birinin CK Truth olduğunu öğrendiğinde, bu arkadaşlarımdan bir tanesi Narciso Rodriguez'i denememi tavsiye etmişti. Ve heyecanını öyle iyi yansıtmıştı ki, gerçekten ilk işim Narciso Rodriguez For Her'ü denemek olmuştu. O günden beri de en sevdiğim parfümlerin arasında çok yükseklerde kendisi.

Siyah-beyaz, sade ve zarif tasarımlarıyla ünlü modacının ilk parfümü olarak 2003 yılında piyasaya sürüldü.

Notalar: portakal çiçeği, bal çiçeği, misk, osmanthus, amber, vanilya, odunsular, güve otu

Parfümerilerde eğer bu parfümün şişesine uzanan birini görürsem, kendi denemelerimi bırakıp o kişiyi izliyorum. Genelde hoşnut kaldıkları gerçeği resmen yüzlerine yansıyor. Bazılarının ise ne düşündüğü belli olmuyor. Ama herkes mutlaka bir duraksıyor!

Biraz da buradan yola çıkarak, Narciso Rodriguez For Her'ü şöyle tanımlıyorum: Kolayca sevilecek bir parfüm değil, ama sevmemekte zorlanılacak bir parfüm.

Açalım: Zararsız, neşeli, klişe tabirle "herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği" parfümlerden fersah fersah uzak. Son derece karakterli, kendine has, rafine. Odunsu, çiçeksi ve miskli. Ama odunsu, çiçeksi ve miskli parfümlerden daha ilk koklayışta ayrılıyor. Hem de, bu tarz parfümleri sevmeyen kitlelerin kafasını allak bullak edecek kadar olumlu bir biçimde. "Ben çiçekli parfüm sevmem ki, bana yakışmaz" diyerek yüzünü buruşturup, bir yandan da bu şişeyi neden elinden bırakamadığını anlamaya çalışan insanlar hayal edin.

Tanımı geçip tarife başlayalım. İlk sıkışta yumuşaklığıyla vuruyor. Sanki alkollü değil de, biraz kıvamlı, kremsi bir sıvı. Tabii sıvının kendisinden değil, burunda yarattığı histen bahsediyorum. Sıkıldığı andan itibaren hemen hiç değişmiyor. Ön plandaki notalar portakal çiçeği ve misk.

Şahsen Zara Home'un Orange Blossom serisindeki sabun ve kremleri parfüm niyetine kullanırım. Çünkü portakal çiçeği bana göre en büyüleyici kokulardan birine sahiptir; turunçgilleri ve çiçekleri seven biri olarak, ikisinin ruhunu da taşımasına bayılırım. Portakal çiçeğine eşlik eden misk de kesinlikle parfüme insanlık dışı bir temizlik filan katmıyor. Portakal çiçeğinin güzelliğini ortaya çıkarıyor, onu kendine katıp güçlendiriyor.

Elde var odunsular. Yani CK Truth referansımın beni bu parfümle tanıştırmasının sebebi. Taze orman kokusu, iki parfümün ortak noktası. Ama Narciso Rodriguez'deki ölçüsü onu yeşil bir parfüm kılacak kadar yüksek değil. Ve açıkçası ben Truth'la başlayan bu serüvende, her geçen sene kendimi Narciso Rodriguez'i daha çok tercih eder buluyorum.

Bir de bu parfümün meleklere ait olduğu ve hatta baştan çıkarıcılıkta son nokta olduğu gibi görüşler var. Ben kadın teninin buğusunu çağrıştırdığını düşünüyorum, ama göz kırpan, girişken hiçbir yanı olmadığı için "baştan çıkarıcı" tabirini kullanmak aklıma gelmezdi. Kısaca, baştan çıkarma derdi yok ama potansiyeli var diyelim.

Parfümün burunları, Gaultier2'nin ve henüz bloguma misafir edemediğim ama çok beğendiğim Elie Saab Le Parfum'ün yaratıcısı Francis Kurkdjian ile, English Pear & Freesia'nın yaratıcısı Christine Nagel.

Ben siyah şişeli Eau de Toilette'imi severek kullanıyorum, ek olarak bir de gül notası içeren Eau de Parfum için ise pembe şişeye başvurabilirsiniz. Aman dikkat: pembe şişe siyah kutuda, siyah şişe ise pembe kutuda satılıyor.a

Kaynak : Kokudefteri